Peygamberimiz ve komşular | Akpolitika haber
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >> Peygamberimiz ve komşular14.01.2015 00:00

Peygamberimiz ve komşular

Peygamberimiz ve komşular


Peygamberimiz ve komşular


Bu haber 2586 kez okundu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, peygamber olarak gönderildiğinde, bazı kesimlerin kötü komşuluğu kendilerine özgü bir ahlaka dönüştürdüklerini gördü. Halktan bir çoğu komşusuna kötü davranıyor, onu ezmeye, haksızlık etmeye çalışıyordu. Bunu da bir kusur veya hata kabul etmiyordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in amcası Ebu Talib'in oğlu Cafer b.  Ebi Talib -Allah ondan râzı olsun- bunu Habeşistan kralı Necâşî'nin yanında çok güzel bir şekilde şöyle anlatmıştır: "Biz bir cahiliye ve fenalık topluluğu idik. Akrabalık bağlarını koparır, komşuya kötülük ederdik…"[1]

Komşu, komşunun kötülüğünden emin olamaz ve her an bir fenalık etmesini beklerdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- peygamber olarak geldiğinde iyi komşuluk erdeminin değerini yükseltti. Komşuya, toplumda güveni yayacak, bireyler arasında sevgi, güven ve işbirliği temellerini pekiştirecek birçok hak tanıdı.

Böylelikle getirdiği risaletin sadece dini inançları ıslah etmeyi amaçlayan bir ibadet risaleti olmayıp bir o kadar toplum ve hayatı, insanlar arası ilişkilerin bütün kategorilerini ıslah etmeyi amaçlayan ve hayatın farklı yönlerini hedef alan kapsamlı bir ıslahat risaleti olduğunu göstermiş oluyordu. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- diğerleri için model olacak şekilde bu hak ve görevleri ilk uygulayan da oluyordu.

Muhammedî risalette komşu hakkı:

Kur'an-ı Kerimde komşu haklarını vurgulayan ve bunlara riayet edilmesini öğütleyen birçok ayet-i kerime gelmiştir. Onlardan birinde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlar (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın." (Nisâ, 36)

İbni Kesîr bu ayet-i kerimenin tefsirinde ve "komşu" kavramı ile kastedilenler hakkında şunları söyler: "Hısım komşu, aranızda akrabalık bağı olan komşudur. Yan Komşu ise, aranızda akrabalık ve hısımlık bulunmayan komşudur. İbni Kesîr burada bazı âlimlerin görüşlerini nakletmiştir ki özü şudur: Yakın komşu, müslüman komşudur, yan komşu ise, gayri müslim komşudur. Her ikisi de komşuluk hukukunu gözetmeye layıktır."[2]

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den komşu haklarının gözetilmesine vurgu yapan, komşunun yeri ve dikkat edilmesi gereken haklarına dair birçok hadis-i şerif rivayet edilmiştir. İslam Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem- Cebrail'in –aleyhisselâm-'ın komşu haklarına yönelik tavsiye ve öğütlerinin çokluğundan neredeyse varis kılınacağı, aile bireylerinden biri gibi görüleceği zannına kapılmıştır. İbn-i Ömer -Allah ondan râzı olsun- bununla ilgili olarak Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den şu hadis-i şerifi nakletmiştir: "Cebrâil –aleyhisselâm- bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim."[3]

Hadis-i şerifteki ifadeden anlaşılan, Cebrail –aleyhisselâm-'ın her karşılaşmalarında ve ayrılmalarında komşu hakkını öğütlediği ve üzerine vurgu yaptığıdır. Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bu öğüt ve tavsiyelerin çokluğundan komşuya iyilik ve ihsanın içine malına varis olabileceği gibi bir zanna kapılmıştır.

İslam'a göre en iyi komşu, komşusuna en çok iyilikte bulunan komşudur. Abdullah b. Amr b. el-As'dan -Allah ondan râzı olsun- nakledilir:

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

"Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına en çok iyilik edendir. Yine Allah katında komşuların en hayırlısı ise, komşusuna en fazla iyilik edendir."[4]

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- günahların en çirkini ve vebal bakımından en ağırı olarak komşuya eziyeti, komşuluk hakkına ihaneti gösterir. Çünkü müslümanın yapması gereken komşusunun malı, namusu ve şerefi için güvenilir bir bekçi olmaktır. Fakat bizzat komşudan bir zarar geldiğinde hiç kuşkusuz bu suç, Allah katında bağışlanamaz bir ihlal ve haddi aşma sayılacaktır. Çünkü bu yapılan açık bir eziyet ve ihanettir. Mikdad b. el-Esved -Allah ondan râzı olsun-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir gün sahâbe ile sohbet ederek şöyle buyurduğunu nakleder:

"Zina hakkında ne dersiniz?

Dediler ki:

-Haramdır, Allah ve Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in haram kıldığı bir haramdır, kıyamete kadar da haramdır. 

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

-Bir adamın on kadınla zina etmesi, komşusunun karısıyla zina etmesinden daha hafiftir.

Buyurdu ki:

-Hırsızlık hakkında ne dersiniz?

Dediler ki:

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onu haram kılmıştır ve kıyamet gününe kadar da haramdır.

Buyurdu ki:

-Bir adamın on evden hırsızlık yapması, komşusunun evinden hırsızlık yapmasından daha hafiftir."[5]

Abdullah b. Mesud'dan -Allah ondan râzı olsun- nakledildiğine göre o şöyle demiştir:

"Ey Allah Rasûlü! Allah katında en büyük günah nedir?" diye sordum.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

"Seni yaratmış olduğu halde Allah'a ortak koşmandır."

Sonra hangisi? diye sordum.

Buyurdu ki:

"Seninle beraber (yemeğini) yer korkusu ile çocuğunu öldürmendir."

 Sonra hangisi diye sordum?

Buyurdu ki:

"Komşunun karısı ile zina etmendir."[6]

Hanımı Âişe -Allah ondan râzı olsun- kendisine:

"Ey Allah Resulü, benim iki komşum var. (Elimde verecek bir şeyim olsa) Bunlardan hangisine hediye edeyim?" diye sordu.

Buyurdu ki:

"Sana kapısı en yakın olana".[7]

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- komşunun komşuya tebessümüne dikkat çekmiş, yemek ikram ettiğinde yemesi gerektiğini söylemiştir. Ebu Zer'den -Allah ondan râzı olsun- nakledilir:

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

"Hiçbir iyiliği hafife alma. Kardeşini güler yüzle karşılaman olsa bile."[8]

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki:

"Ey Ebu Zer! Et pişirdiğin zaman, etin suyunu çoğalt ve komşularını gözet Yahut komşularına taksim et."[9]

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- komşunun komşusu üzerinde hakları olduğunu öğretmiştir. Buna göre iyi günde kötü günde paylaşmak, pişirilen etin suyu olsun getirdiğinden yemek, sevip saydığını hissettirmek, rahatsızlık vermemek, kötülükte bulunmamak, rahatsızlık vermeyi terk etmek, yokluğunda ailesine ve çocuklarına sahip çıkmak, onlara gerekli hizmetlerde bulunmak, ihtiyaç duyduklarına geçimlerine yardımcı olmak, büyüğün küçüğe tasallut etmemesi veya hakkı zorla almaya kalkışmaması bulardan bazılarıdır.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- komşunun komşuyu sevmesini, saymasını, güzel davranmasını, sevgisini kazanmasını hastasının ziyaretini, teselli edilmesini, gerektiğinde hizmet ve yardımında bulunmayı, onu iyiliğini istemeyi ve mahremlerine göz uzatmamayı her zaman öğütlemiştir.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

"Dört şey mutluluk sebebidir: Saliha hanım, geniş ev, dürüst komşu ve rahat binek. Dört şey de mutsuzluk sebebidir: Kötü komşu, kötü kadın, kötü binek ve dar ev."[10]

Komşularla İlişki

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ilan etmiş olduğu teorik düşünceleri uygulamaya geçirme sürecinde komşulukla ilgili fiili uygulamaları vurgulamaya ve kökleştirmeye özen gösterirdi. Örneğin eziyet ve rahatsızlık vermekten kaçınmaya fiili uygulamayla vurgu yapardı. Çünkü siz komşunuzun, komşunuz sizin saklamaya çalıştığınızı bilebilir. Ya da sizden başkasının muttali olamayacağı özel hayat detaylarından birini öğrenebilirsiniz. Komşunuza rahatsızlık vermek için bunu kullanabilirsiniz. Böyle bir durumda ona vereceğiniz rahatsızlık başkalarına göre çok daha ağır ve etkili olacaktır. Çünkü komşuluğunuz gereği nasıl ve nereden rahatsız olacağını bilirsiniz. Bu konu o kadar mühimdir ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- komşunun eziyet ve rahatsızlık vermekten sakınmayı imanın selameti ile birlikte zikretmiş ve şöyle buyurmuştur:

"Her kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa komşusuna eziyet etmesin."[11]

Ebu Hüreyre -Allah ondan râzı olsun- der ki:

"Bir adam dedi ki:

-Ey Allah Resûlü! Bir kadının çok namaz kıldığından, çok sadaka verdiğinden, çok oruç tuttuğundan, fakat diliyle komşusuna eziyet ettiğinden söz ediliyor, ne dersiniz?"

Şöyle buyurdu:

"O, ateştedir!"

Dedi ki:

"Ey Allah Raûlü! Bir kadının da, az oruç tuttuğundan, az namaz kıldığından, kurutulmuş yoğurt gibi şeylerden az sadaka verdiğinden, bununla beraber diliyle komşularına eziyet etmediğinden söz ediliyor, ne dersiniz?"

Şöyle buyurdu:

"O, cennettedir!"[12]

Ebu Hüreyre -Allah ondan râzı olsun-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

"Komşusu, onun şerrinden emin olmayan kimse cennete giremez."[13]

Diğer yandan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize şunu da göstermiştir ki bir komşu, Allah'ın kendisine lütfettiği şeyleri kullanmak için izin isteyen komşusuna izin vermelidir.

Ebu Hüreyre -Allah ondan râzı olsun- der ki:

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki:

"Sizden biriniz komşusunu duvarının üzerine tahta koymaktan men etmesin".[14]

Komşu kendisi ve ailesi için genişleme yapmak zorunda kalabilir. Bu işlem, mülkü üzerinde tadilatlar gerektirebilir. Bir komşu sizden böyle bir şey için izin istediğinde onu gönülden ve isteyerek izin verilir. Çünkü kul kardeşinin yardımında oldukça, Allah da onun yardımında olur.

Bağış meselesine gelince, komşu komşusunu en iyi bilendir. Onun hakkında başkalarının bilmediği şeyleri bilir. İnsanlar, kişinin dış görünüşüne bakarak aldanabilir. Çünkü hakkında derin bilgi sahibi olamazlar. Halbuki komşu, komşusunu iyi bilir. Eğer komşunuz darda ise Allah'ın size lütfettiği paradan ona verin. Bir fakir olarak değil komşuluk hakkı olarak fazlasını verin. Çünkü yakındaki ihtiyaç sahibine yardım etmek, uzaktakine yardım etmekten daha evlâdır. Komşunuz sizden ödünç istediğinde eğer eliniz geniş ise ona ödünç verin.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

"Yanındaki komşusu aç iken bunu bilerek tok yatan bana iman etmiş sayılmaz."[15]

 Civarımızda yaşayan diğer insanlara vefa, yardımlaşma ve onlar için endişelenmenin en muhteşem anlamları işte bu sözde tecelli etmektedir. Bunlar, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sahabeye tohumlarını ektiği ulvi fikirlerdir. O, komşuların en hayırlısı ve onlara karşı en iyiliksever olandı.

[1]  İmam Ahmed (3/180), Elbânî, Sahîhu's-sîre'de Sahih olarak nitelemiştir.
[2]  Tefsîru İbni Kesîr, (1/425)
[3]  İmam Buhari-imam Müslim
[4]  İmam Tirmizî (1944) Elbânî, Sahih olarak nitelemiştir
[5] İmam Ahmed (23342) Elbânî, Sahih olarak nitelemiştir.
[6] İmam Buhari-İmam Müslim
[7] İmam Buhari (2259)
[8] İmam Müslim (6857)
[9] İmam Müslim (2625)
[10] İbni Hibbân (4032) Elbânî, Sahih olarak nitelemiştir.
[11] İmam Buhari-İmam Müslim
[12] İmam Ahmed (9383) Elbânî, Sahih olarak nitelemiştir.
[13] İmam Müslim(46)
[14] İmam Buhari-İmam Müslim
[15] Taberânî, el-Kebîr (751) Elbânî, Sahih olarak nitelemiştir.

Diğer İSLAM haberleri
Yorum Ekleyin
Üye Yorum
Gönder

Hava Durumu
http://www.akpolitika.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..akpolitika
haberyazilimi.com - Copyright