Fâtih’in Fetihnâmesi | Akpolitika haber
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >> Fâtih’in Fetihnâmesi26.04.2015 00:00

Fâtih’in Fetihnâmesi

Fâtih’in Fetihnâmesi


Fâtih Sultan Mehmed Han’dan Hikmetli Sözler Ve Fâtih’in Fetihnâmesi


Bu haber 1349 kez okundu.

Fatih  Sultan II. Mehmed Han  30 / Mart / 1432  Tarihinde  Edirne’de Doğdu.  03 / Mayıs / 1481 Tarihinde İstanbul’da Vefat etti.

Allahü  Teâlâ (c.c.) rahmet eylesin.

 

 

1  –   Devletleri yıkan  tüm hatanın altında nice gururun gafleti yatar.

2  –   Bu  dünya  ölümlüdür. Her fâni gibi  ben  de  ölümü tadacağım.

3 – Dünya devleti ebedi değildir. Fâni cihanda hiç kimse de ölümsüz değildir. İnsanların dünyada nefesleri sayılıdır ve ölümsüzlük kapısı kapalıdır. (Her nefis ölümü tadacaktır.)

4 –  Hayatım boyunca Allah’ın emirlerinden dışarı çıkmadım. Allah’ın rızasını kazanmak için uğraştım. Tek gâyem bu idi.

5  –  İmparatorunuza söyleyin. Şimdiki Osmanlı Padişahı öncekilere benzemez. Benim gücümün ulaştığı yerlere, sizin imparatorunuzun hayalleri bile ulaşamaz.

 

6  –   Ya  ben  Bizans’ı  alırım ;  ya  da  Bizans  beni.

7  –   Fatih  olmasaydım  Ulubtlı  Hasan  olmak  isterdim.

8  –   Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz.

9 – Düşmandan yüz çevirmek korkaklıktır. Benim ikbâlim yücedir. Talihsizlik ise düşmanın nasibidir. 

10 –  Yapmak istediğimi (sırrımı) sakalımın bir teli bile bilseydi, sakalımın o telini hemen koparır ve yakardım.

 

11 – Şeyhim Ak Şemseddin Hazretleri ile beraber yaptığım zikrin lezzetine dünyaları bile değişmem. Eğer şeyhim izin verseydi, zikir yolunu tercih eder, saltanâtı terk ederdim.

12  –   Düşmanı  tanımak,   tehlikeyi    bertaraf    etmek   demektir.

13 – Haçlı askerlerinin kendisine doğru geldiğini söyleyen devlet adamlarına : Allah beni bu şehrin halkının müttefiki olarak bu zamana kadar sakladı. Biz bu şehrin düşmanlarına galip geldik ve onların vatanlarını aldık. Burayı Makedonyalılar, Taselyalılar, ve Moralılar almışlardı. Biz bunların bizlere karşı kötü davranışlarının intikamını yıllar geçmesine rağmen torunlarından aldık.” –

14 – İstanbul’u niçin fethettiklerini sorduklarında, önce o benim gönlümü fethettiği için.

15 – 0niki Yaşındayken Hıristiyan ordusunun akınını haber alan Fatih Sultan Mehed’in babasına söylediği söz.  “Eğer padişah ben isem, ordularımın başına geçmeni emrediyorum ; eğer padişah sen isen orduların başına geç.”

 

Başarının en önemli kuralı:

 

–-  Fatih Sultan Mehmed henüz yedi yaşlarında iken, hocası Molla Ak Şemseddin  kulağına  eğildi  ve  başarının  en  önemli  kuralını fısıldadı:

–-  “ Hedefini tesbit etmelisin.”

Önce hedef belirlendi : “Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir.”

–- Ak Şemseddin Hedef tesbitinden sonrasını da söyledi: “Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme, asla gururlanma ; yol ol ki, herkes senin üzerinden geçerken, sen dağların bile üzerinden geçesin.

 

–-Genç Fatih :  “ Hocam ! Ya şartlar elverişli olmazsa.”  Diye sordu.   –- Ak Şemseddin hiç duraksamadan cevap verdi : “ Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen Allah’ın rahmeti tecelli eder, rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar tahakkuk eder. (gerçekleşir)”

                                               

Fatih Sultan Mehmed Han, çocuk yaşına rağmen

Bizans’ın fethini düşünmeye başladı :

 –-  Sadrazam Çandarlı Halil Paşa, gencecik patişahın niyetini duyar duymaz telaşlandı. Sadrazam olarak genç padişaha yol göstermek gibi bir sorumluluğu vardı. Osmanlı mülkü pâymâl olabilir, hatta elden gidebilirdi. Ümmet-i Muhammed’i acemi bir (Padişah) çocuğun acemiliğine kurban etmiyecekti. Kelle pahasına olsa bile ! ikaz görevini yapacak, Patişahı bu maceradan vazgeçirecekti.

 

–- Sadrazam : Birgün hışımla genç Padişahın huzuruna girdi ve selâmı bile unutup sordu : “Sen Ümmet-i Muhammed’i Hisar önünde telef etmek mi istersin?”

–- Genç Padişah, baba yadigârı Sadrazamının öfkelenmesinin sebebini az çok tahmin etmişti. Fakat ağzından duymak istiyordu. Sordu : “Kangi sebepten ümmed telef olubdur vezirum?”

 

–- Sadrazam : “Bizans’ı feth etmeğe and vermişsin. Ümmetun telefatine başkaca sebep ne lâzım?”     

–- Genç Fatih : “Belli, and virdük. Ya biz Bizans’ı, ya Bizans bizi alacak dedük ! bir mahzuru mu var?”

 

–- Sadrazam : “Elbette” diye cevap verdi, konuşurken uzunca sakalı titriyordu : “Elbette ki mahzuru var, olmayacak duadır ki, akl-ı selim olmayacak duâya hiç bir vakit amin dimez.”

–- Fatih Sultan II. Mehmed gülümsedi : “Kangi duayı kabul edeceğini ancak Hakk Teâlâ bilür. Biz sadece arzımızı yapar Hükm-i İlâhi’yi  bekleriz.”  Kalktı, Sadrazamına doğru birkaç küçük adım attı. Gözlerine baktı : “Her daim dimez misin ki, kul kısmı gaza yolunda elinden geleni yapmakla mükelleftir. Biz dahi muştunun (fetih müjdesinin) tahakkuku cihetinde say ederiz. İnşaallah fetih mukadderdir.”

 

–-  Sadrazam Çandarlı Halil Paşa : “ Nereden belli ki?”

–- Genç Fatih : “Doğru, henüz belli değil. Zaten teşebbüs olmadan tahakkuk olmaz. Biz dahi teşebbüs üzeretiz.”  

 

–- Koca Sadrazamın aklı bu işe bir türlü yatmıyordu. İkna omamaıştı, “Baban alamadı, ondan öncekiler de alamamıştı, sen nasıl alacaksın.?” Dedi hafiften alaycı. 

–- Genç hükümdar hışımla pencereye döndü. Bir süre yeniçerilerin koşturmasını seyretti. Onlar fethe inanıyordu. Ama yaşlı Sadrazamını henüz inandıramamıştı. Sadrazamı Çandarlıya döndü  : “Bak a vezirim” diye söze başladı, öfkesini tereddüdüne sarıp yutkunarak ; “Ben ne babama benzerim, ne babamdan öncekilere. Şimdiki zaman başkaca zamandır. Çaresi yok fetih olacak.”

 

–-  Sadrazam tezini savunma kararlılığı içinde tek geri adım atmadı :  “ O zaman bil ki, bunun mes’uliyeti tamamiyle sana aittir, çünkü akibeti hayır görmüyorum. Bizans İmparatoru ünvanını alayım derhen, korkarım padişahlıktan da olacaksın. Bu ne hırs !”

–- Genç Padişah ilk defa öfkelendi : “Hırs değil İmân !..” diye bağırdı, “dedik ya biz onu, ya biz onu ! Hakikatli hükümdar olmanın başkaca çaresi yoktur.”

 

–- Çandarlı çıkmak için toparlanırken : “Ben söylemiş olayım, Hakk Teâlâ ve kulu nezdinde mes’uliyetten kurtulayım da, sen yine ne ki istersen onu yap, padişah sensin.”

–- Fatih Sultan Mehmed Han : “Şükrolsun biz Padişah-ı cihanız ve Konstantiniyye’yi feth edeceğiz.”

 

–- Çandarlı Halil Paşa : “İmkansız, çünkü surlar çok muhkemdir, bu surları yıkacak cesamette (büyüklükte) topumuz yoktur.”

–- Genç Hükümdar gülümseyerek sordu : “ Surları yıkacak toplar günün birinde yapılacak mı?”

 

–-   Sadrazam : “ Evet, günün birinde herhal yapılır.”

–- Genç Hükümdar Kükredi : “ İşte bu gün o gündür vezirim ! Topları kullanarak surları tar-ü-mar edecek Padişah da karşında duruyor.

 

–-  Ak şemseddin Hoca ne demişti : “Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen Allah’ın rahmeti tecelli eder, rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar tahakkuk eder (gerçekleşir).”

                                               

Şartlar değişti, Artık Bizans teslim oluyordu, çünkü

Allahü Teâlâ (c.c.)’nın rahmeti tecelli etmeye başlamıştı.

 

-– Bizans İmparatoru Konstantin Dragazes’inhizmetinde çalışan Macar asıllı bir top dökümcüsü (mühendis) vardı : Urban Usta. Tam o günlerde, İmparatorla aralarında küçük bir ücret anlaşmazlığı oldu.

 

          Bu yüzden Urban Usta pılısını pırtısını toplayıp Edirne’ye gitti. Genç Padişahla görüşmek istedi. Top ustası olduğunu söyleyince, hemen Padişahın  huzuruna çıkardılar. Urban Usta yanında getirdiği planları Padişahın önüne koydu : “Bunlar Bizans’ı koruyan surların planıdır, tarafımdan en zayıf noktalar tesbit edilmiş ve işaretlenmiştir.” dedi.  Ardından başka bir deri heybe açtı. “Bunlar da işaretlenmiş yerleri yıkacak kuvvette gülleler atabilen topların planıdır. Bana imkân ve fırsat verirseniz sizin için bu topları dökerim. Siz de surları yerle bir edersiniz.  Toplar dökülmüş, Allah’ın yardımı ve odunun şecâat‘ıyla  fetih müyesser olmuştu.                                   

Artık rahmet tecelli etmişti, geriye şükür kalıyordu :

 

Sultan II. Mehmed’in doğduğu dünyada, bir Fatih’in yetişmesi için tüm manevî şartlar hazırdı. Osmanoğlu’nun elinde,Malazgirt zaferinden itibaren oluşan aynı Allah’a, aynı Peygamber’e ve Kur’ân’a inanan ; aynı kıbleye yönelen insan kaynakları vardı.

Meselâ hocaları : Tarih, Molla Gürani, Ak Şemseddin ve Molla Hüsrev gibi cevherlerin aynı dönemi paylaşmalarına pek nadir şahit olmuştur. Bu bilim ve yürek adaları ise sadece aynı dönemi paylaşmakla kalmamış, aynı çocuğu aynı anda beslemek gibi ilâhî bir tevâfukun unsuru olmuşlardır.

Fethin sihirli formülü :

 

“Fethin ekseni” birbirini tamamlayan üç “cevher insan” dan oluşuyor. Birincisi Ak Şemseddin, ikincisi Fatih Sultan Mehmed, üçüncüsü ise Ulubatlı Hasan...  

 

Ak Şemseddin Hoca, Kur’an ve Sünnet gibi dinin temel kaynaklarını, Fatih Sultan Mehmed Han adaletli, kifayetli ve liyakatlı yönetimi, Ulubatlı Hasan ise toplumsal terbiyenin cihad ruhunu temsil ediyor. Millet bu üçlüyü yetiştirdiği zaman, önlerinde fetih yolları tekrar açılacaktır. Sihirli formül şudur :  İnsan + Hedef + Gayret = Zafer

   

Fatih Sultan Mehmed atını Roma’nın yüreğine sürdü :

                                            

Fatih Sultan Mehmed Han, iki tarafında hocaları, hocaların yanında vezirleri, beyleri, komutanları, arkasında Peygamber müjdesine mazhar bir Cennet ordusu ile beraber Roma’nın yüreğine girdi. Atını doğruca Ayasofya’ya sürdü ve Ayasofya’nın içi henüz resim dolu olduğu için avlusunda iki rekat “şükür namazı” kıldı.

 

Hemen sonra hıristiyan halka hitaben bir “Amannâme - hak ve özgürlükler belgesi ” yayınladı... Altında Sadrazam olarak Zağanos paşa’nın “Elfakir Zağanos” şeklinde imzası ; üstünde ise Fatih’in tuğrası bulunan “Amannâme”–-– “Biz ki, emir-i âzam Sultan-ı muazzam Murad Han oğlu padişah-ı muazzam ve emiri âzam Sultan Muhammed Han’ız !  Yerleri ve gökleri yaratan Allah adına, büyük Peygamberimiz Muhammed Mustafa Aleyhimüsselam adına, Yüce Kur’an-ı Azimüşşan adına, Allah’ın yüz yirmi dört bin peygamberi adına, büyük babamız, babamız ve oğullarımız adına, kuşandığımız kılıç adına yemin ederiz ki..”  diye başlıyor.

 

Amannâme, Hak ve Özgürlükler Belgesi :

 

Fatih Sultan Mehmed Han : İnanmayan, ayrı dinden, ayrı dilden, ayrı kılık kıyafetten ve üstelik birkaç gün öncesine kadar kılıç kılıca savaştığı bir halka, (Bugün bile ulaşamadığımız) bazı temel hak ve özgürlükler bahşediyor. Sadece kendi çağını değil, bugün “Demokratik”  geçinen ülkelerdeki insan hakları uygulamalarını bile çok çok aşan  meşhur “Amannâme” siyle, Fatih Sultan Mehmed’in, hıristiyan halka verdiği “hak ve özgürlükleri beş ana madde”de özetleyebiliriz.

 

1   –   İ  n  a   n   ç    ö  z  g  ü  r  l  ü  ğ  ü, 

2   –   İ  b a d  e  t     ö  z  g  ü  r  l  ü  ğ  ü,

3   –   K ı y a f e  t     ö  z  g  ü  r  l  ü  ğ  ü,

4   –   S e y a h a t    ö  z  g  ü  r  l  ü  ğ  ü,

5   –   T  i c a r e t     ö  z  g  ü  r  l  ü  ğ  ü.  

Fâtih’in Yazdığı Gazellerden Bir Örnek :

 

“İmtisal-i Cahidü fillah olubdur niyyetüm,

Din-i islâm’un mücerred gayretidür gayretüm.

 

Fazl-ı hakk u hikmet-i cünd-i ricaullah ile,

Ehl-i küfri serteser kahreylemekdür niyyetüm.

 

Enbiya vü evliyaya istinadum var benim,

Lürf-i Hakk’dandur hemen ümid-i feth ü nusretüm.

 

Nefs ü mal ile n’ola kılsam cihanda ictihad,

Hamdülillah var gazaya  sadhezaran rağbetüm.

 

Ey Muhammed mücizat-ı Ahmed-i Muhtar ile,

Umarum galib ola A’da-yı dine devletim.”

 

Gazelin günümüz Türkçesine çevrilmiş şekli :

 

“Allah yolunda savaşmaktır niyetim,

İslâm dininin yalnızca yücelmesidir gayretim.

 

Allah’ın ve evliya ordusunun yardımıyla,

Küfür ehlini baştan başa kahreylemek niyetim.

 

Peygamerlere ve velilere dayanmışlığım var benim,

Allah’ın lütfundandır fetih ümidim ve kuvvetim.

 

Benliğimi ve malımı dünyada feda etsem ne olur?

Allah’a hand olsun, var Allah yolunda savaşmaya yüzbin rağbetim.

 

Ey Mehmed ! Ahmed-i Muhdar’ın Mucizeleriyle,

Umarım gâlip olur din düşmanlarına Devletim.

 

Kaynak :  http:// www.tugbam.com.tr.

 

Halk   içinde  muteber   bir  nesne  yok  devlet  gibi.

Olmaya   devlet  cihanda,  bir   nefes   sıhhat    gibi.

Saltanat  dedikleri   b  i  r    c  i  h  â  n   kavgasıdır.

Olmaya   baht-ü   saadet  dünyada   v a h d e t   gibi.

 

 

Fâtih Sultan Mehmed’in Fetihnâmesi :

 

“Fetihnâme” :  Müslüman devlet başkanlarının bir yerin fethinden sonra Rabbine hamd ederek sevincini Dost Devletbaşkanlarıyla paylaşmak, Düşman Devlet başkanlarının yüreğine korku salmak için yazdığı mektuba denir.

Ünlü tarihçi Mehmet Mazhar Fevzi efendi “Haber-i Sahih” isimli üç ciltlik eserinde Arapça orijinalini on sayfa halinde yayınlamış  ( Sayfa 291---300 Şark matbaası 1291) Bu on sayfayı iki sayfada  Türkçe’ye özetlemiş. Ahmet Muhtar Paşa“Feth-i Celil-i Konstaniyye” isimli eserinin 289 – 290 sayfalarında Arapça ve Türkçe özetleyerek vermiştir.

 

Fatih Sultan Mehmed ’in, Mısır azizi  Esbal ( İnal) Şah’a  yazdığı fetihnâmenin  Tercümesini Mahmut Toptaş Hocanınsunduğu bu metin  ilk  Mayıs / 1991 / Yörünge Dergisi ve Milli Gazete de yayınlanmıştır.

 

Fetihnâmenin Metni :

 

          Allah yolunda cihad yapmak  “Ayıplayanların ayıplamasından korkmamak. (Maide : 54) şanlı ecdadımızın güzel adetlerinden idi. Bizde o adet üzere yürüyor ve o gayelerle Allah (c.c.) ‘ın “ Allah’a iman etmeyenlerle harp ediniz” (Tevbe : 29) sözüne sarılarak, Peygamber (s.a.v.)’in “Kimin ayağı Allah yolunda tozlanırsa Allah, o kişiyi cehenneme haram kılar.” (Buhari, Cuma 18, Cihad 16  = Tirmizi Fezail 17 = Nesai Cihad 9 = Müsned-i Ahmed  3/ 267, 478,   5/ 225,226  6/ 444)  Hadisine tutunarak devam ediyoruz.

            ***     ***     ***

Bizim bu yıl ki arzumuz : Allah (c.c.)’ın ipi olan Kur’an’a sarılarak, her şeyi bilen Melik’in fazlü keremine tutunarak “Sizin yakınınızda olan kafirlerle harbedin.” (Tevbe : 23emri üzerinde toplanarak İslam’da farz olan gaza (harb) görevini yerine getirmektir. (Allah bu yılın tamamında bereket ve nimetlerini bol eylesin) İslâm memleketlerinin ortasında kalan, kafirliğiyle öğünen, içi küfür ve fitne fücurla dolu olan şehri fethetmek için karadan ve denizden mücahidlerle gazi askerlerimizi donattık.İslam dünyasının ortasındaki bu küfür merkezi

    (Şiir)   “Sanki  sevgilinin  gül  yanağında  çıban  gibiydi.

      Sank i o, dolunayın ortasındaki kara leke gibiydi.”

 

Bu şehir ulaşılması zor, zafer takları yüksek, binaları sağlam, içi müşrik savaşçılarla doluydu. (Allah hepisini yardımsız bıraksın) İman ehline karşı kibirleniyor, Rodos, Venedik, Katalan, Ceneviz gibi batıdaki adalardan ve diğer müşrik ve korsanlardan yardım alıyorlardı. Ardarda dizilmiş düzenli kaleler, surlar ve burçlarla korunmuş bir şehir.

 

Yüce ecdadımız, Allah yolunda hakkıyla cihad  etmelerine rağmen zafere ulaşamadılar ve bir şey elde edemediler. Burası bütün dünya dillerinde Konstantiniyye diye meşhur olan büyük bir kaledir.

 

Peygamber (s.a.v.)’in sahih Hadis’lerinde bahsettiği şehrin burası olması uzak değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur : “Onlar Konstantiniyye’yi  fethederler. Kılıçlarını zeytin dallarına asarlar da ganimetleri taksim ederler.” Bu hadis ve diğer meşhur hadislerin bahsettiği bir tarafı kara, bir tarafı deniz olan şehirdir.

 

Biz, Allah (c.c.)’ın, (Ayet: “ Onlar için gücünüz yettiğince hazırlık yapın”)emrine uygun olarak yapılması gereken bütün hazırlığı mancınık, gülle, taş, berk ve ra’d gibi tüm silahları kara tarafından hazırladık. Denizde dağlar gibi görünen içi dolu gemileri deniz tarafından hazırladık ve    26 /  Rebiulevvel / 857  yılında hücum ettik.

 Şiir :   Kendime  dedim :  “ Çalış.  Bu  an  çalışm a anıdır.

Gayret et ve bana yardım et. İşte bütün arzu ettiğim budur.

***    ***    ***

          O kafirler, Allah’ın hak dinine her çağrılışta küfürlerinde ısrar ettiler, kibirlendiler ve kafirlerden oldular. Onları çepeçevre kuşattık. Karşılıklı harp ettik, öldürdük, öldürdüler.  Aramızdaki harp elli dört gün gece ve gündüz sürdü.

    Şiir :  “Allah’ın yardımı ve fethi geldiğinde,” ( Nasr Suresi : 1 )

             Kişiye  işlerin   en  zoru  da  en  ateşlisi  de  kolay   gelir.”

 

20 / Cemaziyel evvel’in Salı günü, yıldızların şeytanların üzerine saldırdığı gibi Konstantiniyye üzerine hücum ettik. Sıddık Ebu Bekir’in hikmeti, Faruk Ömer’in adaletinin bereketi, Haydar Ali’nin vuruşu gibi bir vuruşla Allah, Konstantiniyye’yi Osman oğullarının emrine verdi.

Güneş doğudan doğmadan Allah fethi bize lütfetti. Ayet: “ Yakında topluluk hezimete uğrar, sırt dönüp kaçarlar. Asıl onların zamanı, vadolunan saati. Bu saat daha acı ve daha şiddetli.” (Kamer : 45-46)

 

İlk önce başı kesilip öldürülen, onların inat ve lânetli Tekfur’udur. Ad ve Semud kavmi gibi helak edildiler. Azap melekleri onları aldı  ve cehenneme doldurdu. Orası ne kötü bir yerdir.

Öldürülenler öldürüldü geri kalanlar esir edildi. Hazinelerine el konuldu. Altınları ve defineleri yerlerinden çıkarıldı. Ayet: “ Onlara öyle bir zaman geldi ki sanki daha önce hiçbir şey değillermiş gibi oldular.” ( İnsan : 1 ) = “ Zulümden toplumların sonu kesildi. Alemlerin Rabbine hamdolsun.” ( En’am : 45 ) = “ O gün müminler Allah’ın yardımı ve zaferiyle sevindiler. Allah dilediğine yardım eder.” ( Rum : 4-5)

Maddi ve manevi pislikler içinde olanlara karşı zaferi elde edince kiliseleri papazlardan temizledik. Onlardan çanı da,haçı da çıkarıp attık. Puta tapanların tapınaklarını ehl-i İslâm’ın mescidleri yaptık. Buralar Padişahın sikkesi, İslâm’ın hutbeleriyle şereflendiler. “ Allah’ın emri meydana geldi ve onların yaptıkları boşa çıktı .” ( A’raf : 118 )

 

Daha sonra Konstantiniyye’nin kuzeyinde Halic’in kenarında Cenevizliler’e ait bir kale vardı. Bu kaleye “ Galata ” denirdi. Konstantiniyye’ye bitişikti. Ve içi alçak müşriklerle doluydu. Biz Konstantiniyye’yi kuşatınca Galata ahalisi bize geldiler. Antlaşma yaptılar. Antlaşmalarını yenilediler.

Biz de onlara, Konstantiniyye’ye yardım etmemek şartıyla oldukları gibi kalmalarını söyledik.  Şartlarımızı kabul ettiler.  Emrimize itaat ettiler.

 ***     ***     ***

Konstantiniyye’nin başına gelenler gelince, ölüler ve esirler arasında Galata halkından olanlar da bulundu. Onlar da bizimle harp etmişler. Antlaşmalarını bozmuşlar. İki yüzlülüklerini ortaya koymuşlar.

Diğerlerine yapyığımızı bunlara da yapmak isteyince boyunlarını bükerek, ağlayıp sızlayarak (Ayet :) “ Eğer bize acımazsanız biz hüsranda oluruz.” ( A’raf : 23) dediler. 

 

Biz de onları affettik. Çünkü Allah (c.c.) çok affedicidir, günahları gizleyicidir. Biz de onlara her şeye gücü yeten, zalimlerin belini büken bir tek Allah adına iyilikte bulunduk ve mallarının ellerinde kalmasına karar verdik. Ancak kalelerini yerle bir ettik. Arazilerini sularını kendilerine verdik. Ayet : “Alçalmış olarak elleriyle cizyelerini verinceye kadar onlarla savaş.”  ( Tevbe : 29 ) Ayet’ine uygun olarak isimlerini cizye verecekler arasına yazdık.  Ayet : “ Bize doğru yolu gösteren Allah’a hamd olsun. Eğer bize yol göstermeseydi biz doğru yolu bulamazdık.” (A’raf Suresi 43)

Şiir :   Zaman  onu  mutlu  etti,  talihi  yar oldu.

          Temenniler yaklaştı, arzular gerçekleşti.

 

Allah (c.c.) bu kulunda, saltanat koltuğunun kanununu düzenlemek, ülkeyi korumak ve gözümüz nuru Şeriatın farz kıldığı cihadı ihya gibi iki büyük mutluluğu toplayınca bu kul saltanat ahkamının icrasıyla mübarek kıldığı mukaddes topraklara doğru yüceliklerin iftihar ettiği güzellikler hazinesi Emir Celaleddin Kabuni’yi hediye,esirler, köleler, kumaşlar ve diğerleriyle selam, dua ve sena dolu mektupla gönderdi. (Allah onun dönüşüyle bizi rızıklandırsın) Bir başka mektupla bunlar etraflıca açıklandı.

Hediyelerimiz bizim üzerimize düşene oranla, denize oranla damla gibi kalırsa da, hüsnü kabul göreceği umulur. Allah,hılafet makamını öpmekle ve saltanatın güzel haberleriyle şereflenmeyi size kolaylaştırırsa  (Allah o hilafeti adaletle ve zaferle gücünü artırsın.) temiz zatımızı sıhhat, selâmet ve güzelliklerle mutlu bir şekilde karşılanacağınız umulur ve temenni olunur. Allah zatınızın devletini dini ve dünyevi yönden devamlı eylesin. Biz de sizin yüce makamınızı görmek güzel meclisinizde bulunmaktan şeref duyarız.

O güzel yerlerin güzel dualarını bekleriz. Duaları Nebiyyi müctebanın bereketiyle kabul eden Allah’tır.

 Selamların en güzeli  ona olsun. Nimetleri için Allah’a hamd olsun, Salat, Muhammed (s.a.v.)’e ve âline olsun. Her şeyin doğrusunu bilen Allah’tır ve dönüş O’nadır.


Etiketler: haber -gündem -politika -yaşam -sondakika -flaş -akpolitika -dünya -

Diğer İSLAM haberleri
Yorum Ekleyin
Üye Yorum
Gönder

Hava Durumu
http://www.akpolitika.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..akpolitika
haberyazilimi.com - Copyright